|
TERÖRİZMLE MÜCADELE VE YEŞİL KARTLI SAYISI
TERÖRİZMLE MÜCADELE VE YEŞİL KARTLI SAYISI Prof. Dr. Osman Metin Öztürk 1. Vatan Gazetesi’nin 09 Temmuz 2010 tarihli nüshasının yedinci sayfasındaki ekonomi bölümünde, Ercan İnan’ın, dikkat çekici bir haberi yer alıyor. “Türkiye’nin tam 33 ilinde yeşil kartlı sayısı, çalışan sayısından fazla” başlığı ile verilen bu haberde,
- Habere konu çalışmanın, Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Adnan Gümüş tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) verileri dikkate alınarak yapıldığı, - 33 ilde yeşil kartlı sayısının, bir işi olup da SGK’na pirim ödeyenlerin sayısından fazla olduğu, - Yeşil kart sayısının çalışan sayısından fazla olan 33 ilin Adana, Adıyaman, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Gaziantep, Gümüşhane, Hakkari, Hatay, Kars, Malatya, Kahraman Maraş, Mardin, Muş, Niğde, Ordu, Siirt, Tokat, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Yozgat, Aksaray, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır, Kilis ve Osmaniye olduğu, - Tüm ülkede yeşil kartlı sayısının 9.449.734 olduğu, - “Rakamlara bakınca Türkiye’yi Dünyanın en sosyal devleti ilan etmemek elde değil.”,
- “Tüm dünya finansal krizden çıkmak için emeklilik yaşını yükseltmek dahil yeni opsiyonları masaya koyarken, Türkiye kelimenin tem anlamıyla ‘fukara’ şampiyonu.”,
- “Bu tablo kuşkusuz yaklaşan seçimler öncesi de ayrı bir öneme sahip.”, - “Hatırlanacağı üzere 2007 seçimlerinden önce yeşil kartlı sayısında aniden çok hızlı bir patlama yaşanmıştı.”, - “Sigortası olmadığı için aslında sağlık harcamalarını cebinden ödemesi gerekenlerin aldığı yeşil kart sayesinde tüm teşhis, ilaç ve tedavi masrafları devlet tarafından karşılanıyor.”, hususlarına ve ifadelerine yer verilmiş. 2. Bu haber, terörizmle mücadele bağlamında farklı değerlendirmeleri beraberinde getiriyor. Bu çalışmada, söz konusu haberin terörizmle mücadele bağlamında neden olduğu bu farklı çağrışımlara değinilecektir.
Bir bakış açısı ile habere yaklaşıldığında, haberin zihinlerde yol açtığı bazı sorulara işaret etmek gerekiyor. Bu habere bakan birisi, şu soruları kendisine kolaylıkla sorabilir: - Devlet yeşil kart sahiplerinin tüm teşhis, ilaç ve tedavi masraflarını kimin sırtından karşılıyor? - Bu tablo yeşil kart kullanımını teşvik ediyor mu, etmiyor mu? - Devletin nakdi ve ayni yardım yaptığı, tüm sağlık giderlerini karşıladığı vatandaş çalışma ihtiyacı duyar mı?
- Üretmeden tüketme alışkanlığının yaygınlaşması ve yoğunlaşması, devleti, yuvarlanan kartopu gibi giderek büyüyen bir mali yük ile karşı karşıya bırakır mı? Bu yük, küresel ekonomik kriz ortamında ülke için (ülkenin geleceği için) büyük bir risk demek değil midir? - Bu yük devletin kaldırmayacağı bir noktaya gelip kesildiğinde, o güne kadar devletten ayni ve nakdi yardım alan ve tüm sağlık giderleri devlet tarafından karşılanan toplam 9.449.734 kişinin devlete bakış açıları, acaba nasıl olur? - Genel nüfusun yaklaşık % 8’ne denk düşen bu dokuz buçuk milyon civarındaki insanın çok büyük bir çoğunluğunun Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşıyor ve bunların genelde eğitim-kültür düzeyleri oldukça düşük bir kesimi oluşturduğu düşünülürse, yardımın kesilmesi nasıl bir istismar ortamına yol açar, bu istismarı kim, niçin yapar?
- Terörizmin hoşnutsuzluklardan beslendiği dikkate alınırsa, yardımın kesilmesi bir hoşnutsuzluğa yol açmaz mı, açarsa bu hoşnutsuzlukta husumet devlete tevcih edilmez mi? - Yeşil kart tablosunun geldiği bu durum, sosyal devlet ilkesinin bir gereği midir, yoksa istismarı mıdır? - Yeşil karttaki bu tablo, bölgesel dengesizlikleri, dolayısıyla bölgesel çatışmaları (kutuplaşmayı) besleyici ve tetikleyici, sonuçta birlik ve beraberliği zedeleyici bir etkiye yol açmaz mı? Vergi veren ve pirim ödeyen insanların, Doğu ve Güneydoğudaki yeşil kartlılara kendilerinin baktıklarını düşünmelerinin acaba ne gibi yansımaları olabilir? Benzeri soruların sayısı artırılabilir. Bu soruların geleceği nokta, yeşil kart uygulamasının habere konu durumunun, terörizmle mücadele bağlamında mutlaka masaya yatırılması gerektiğidir. Eğer terörizmdeki evrensel stratejinin, toplumu ayakta tutan kurulu düzeni aşındırma ve bu suretle ortaya çıkacak boşluktan yararlanma üzerine kurulu olduğu bilinirse, yeşil kart uygulamasındaki durumun oldukça endişe verici olduğunu söylemek mümkündür.
Haberden anlaşılmaktadır ki, yeşil kart ile ilgili çark, çevrilemeyecek, döndürülemeyecek, sürdürülemeyecek bir noktaya doğru hızla yol almaktadır. Bu noktaya gelip yardımlar kısıldığında, ülkede terör örgütüne müzahir hoşnutsuzlar kitlesini ciddi şekilde büyütecek yeni bir kesim ortaya çıkacaktır. Terörizmin evrensel stratejisinde, hoşnutsuzlukların istismarı temel önemdedir. Hoşnut olmayan kitleyi büyütmek, sürekli hoşnutsuzluklara işaret ederek bu kitleyi devletten uzaklaştırıp kendi yanlarına çekmek ve bunlar üzerinden devleti güçsüz (iş yapamaz) duruma getirerek kendi amaçlarına ulaşmak esastır. Yeşil kart çarkının dönemez noktaya gelmesine, bu esas açısından bakılmak durumundadır. Bu itibarla, eğer yeşil kart uygulamasında bir tıkanmaya doğru yol alınıyorsa, zamana yayılmış bir strateji çerçevesinde bunun gözden geçirilerek kolaylıkla sürdürülebilir bir mecraya (seviyeye) çekilmesi yoluna gidilmek durumundadır. Türkiye’de terörizmle mücadeleyi sadece askerle/polisle özdeşleştirip gelinen noktayı bu bağlamda sorgulayanların, yeşil kart uygulamasının terörizmle mücadeleye yansıyan (yansıyabilecek) bu yanını dikkate almalarında yarar vardır.
3. Yeşil kart uygulaması, bir diğer bakış açısı ile, hep sürdürülebilir bir mecrada (seviyede) olmak kaydıyla, terörizmle mücadelede işe yarayan (yarayacak) bir araçtır. Devletin vatandaşına yaptığı nakdi ve ayni yardımlar ile onların sağlık giderlerini karşılaması, Türkiye genelinde, terör örgütünün, eğitim ve kültür seviyesi düşük insanlar üzerindeki propagandasını boşa çıkarıp etkisini kırmakta ve bu kesimin örgüte mesafeli durmasına hizmet etmektedir. Devletin gücü ile örgütün gücünün bir olmadığı ve devlet, gücünü bu yardımlar üzerinden eğitim-kültür seviyesi düşük bu kesime gösterdiği için, terör örgütünün bu kesimi kendi yanına çekip devlete karşı kullanma çabası boşa gitmektedir.
Ancak burada da yine bir önceki maddede değinilen riske dikkat çekmekte yarar vardır. Yeşil kart uygulamasının, terörizmle mücadelede işe yaradığı söylenebilir ama, eğer bu uygulama sürdürülebilir olmaktan çıkar ise silahın geri tepip, tam tersi yönde terörizme hizmet edici, onu besleyici ve güçlendirici bir işlevi de yerine getirebilir. O itibarla uygulayıcıların bu konuda çok dikkatli olması icap etmektedir.
Yeşil kart uygulamasının genellik arz eden değil, istisna olması gereken bir uygulama olması, mevcut durumun bunu yansıtacak bir seviyeye çekilmesi esas olmalıdır. Vatandaşına yeterli iş ve istihdam olanağı sağlayan ve bu suretle yeşil kart uygulamasına nadiren fırsat veren devlet, gerçekten güçlü devlet demektir ve böyle bir devletin karşısında terörizmin mesafe alması oldukça güçtür. Terörizmin gücünü, devletin güçsüzlüğünden aldığı asla unutulmamalıdır.O itibarla terörizmle mücadelede, vatandaşa “balık vermek” yerine ona balık tutmayı” öğretme, daha uygun bir strateji olacaktır. Yeşil kart uygulamasına dair bu tablonun, mevcut iktidarın kucağında, her an patlamaya hazır (potansiyel) bir bomba olduğu; muhtemel bir iktidar değişikliğinde, bu bombanın sadece kucak değiştirmiş olacağı, özellikle dikkate alınmak durumundadır. Hal böyle iken, yani terörizmle mücadelenin sadece askeri/polisiye araçlarla yürütülemeyeceği ve askeri/polisiye önlemeler ile çözülemeyeceği ortada iken, terörizmle mücadelede faturanın sadece askere/polise çıkarılması gerçekle, adaletle, hakkaniyetle, vicdanla örtüşmeyecektir. Daha açık ve somut bir ifade ile, yeşil kart çarkının sürdürülemeyecek bit noktaya gelmesi ve sistemin çökmesi, terör örgüt ve faaliyetlerini besler, azdırır ve ona mesafe aldırır ise, faturayı askere ve polise çıkarmak ne kadar doğru olur? Daha önce de ifade edildiği üzere, terörizmle mücadele, popülist yaklaşımı dışlayan, samimi, gerçekçi, bütüncül, kararlı, taviz öngörmeyen, uzun soluklu bir mücadeledir. Hele terörle mücadeleniz, milli birliğinizi ve ülkesel bütünlüğünüzü hedef almış dışarıdan destekli bir örgüte karşı yürütülüyorsa, terörizmle mücadelenizin bu nitelikleri yansıtması, her iktidarı için olmazsa olmaz türünden nitelikler olarak kabul edilmelidir.
4. Bahse konu haberde yer alan yeşil kart uygulamasındaki tablo, bir başka açıdan daha ele alınabilir. Eğer söz konusu tablo, yukarıda ikinci maddede sıralanan sorulara yol açabiliyor ve akla getirdiği bu ve benzeri sorular nedeniyle, haberin birlik ve berberliği hedef alıcı bir potansiyel etkiye sahip olabileceği düşünülebiliyorsa, bu tür haberlere yer verilmesinde biraz dikkatli olunması gereğinden söz edilebilir. Nedeni de, Türkiye’nin terörizmle mücadele eden bir ülke olmasıdır. Mücadele ettiği örgüt de, bölücü, parçalayıcı ve eli kanlı bir örgüttür. Ve terörizmle mücadele, Türkiye’de yaşayan herkesin paralel bir duyarlık içinde hareket etmesi ile başarıya ulaşabilecek bir mücadeledir. Ve bu mücadelede, kitle iletişim araçlarının ve iletişimcilerin çok etkileyici ve önemli bir işlevi vardır. İnsanlarda birbirlerine karşı kin ve nefret duyguları uyandıracak, bu suretle onları birbirlerinden uzaklaştıracak, sonuçta birlik ve beraberliğe zarar verebilecek, bu bağlamda istismara müsait, bozgunculuk yapılmasına fırsat verebilecek haberlerin ve görsellerin medyada yer almamasına ve/veya ne suretle yer alması gerektiğine özen göstermek gerekir. Bu, terörizmle mücadelenin bir parçasıdır.
Bunları söylemek, gazetecilerin iç hukuktan ve uluslar arası hukuktan gelen haklarının görmezden gelindiği (bunun istendiği) anlamına alınmamalıdır. Terörizmle mücadele, o toplumda yaşayan herkesin, hukukun çizdiği sınırlar içinde kalmak suretiyle, katılmak ve katkı vermek zorunda olduğu bir mücadeledir.
|